23 Ağustos 2013 Cuma

Küçük Kuzu

Tatlı oğlum,
Büyüyorsun, büyüyeceksin. Biz seni hep çok sevmeye devam edeceğiz.

Sen büyüdüğünde belki dünya biraz daha değişmiş olur-umarım ki iyi yönde. Özgürce, sağlıkla büyürsün. Hakkını aramak durumunda kalmazsın hiç, çünkü zaten hakkın yenmiyordur. Kimse seni kandırmaz umarım ve sen de kimseyi kandırmazsın. Umarım çok ama çok rahat yaşarsın, memleketin haline üzülmez, 3. sayfa haberlerine ağlamazsın. Huzurlu bir hayatın, çok eğlenip aynı zamanda dertleşebileceğin, beraber saçma sapan şeylere üzülebileceğin arkadaşların olur.

Ben arkadaşın olurum diyemeyeceğim, annenim ben çünkü. Ve hep öyle kalacağım. Hayatta olduğumuz sürece sığınabileceğin, güvenebileceğin, istediğin zaman yardım alabileceğin, seni koşulsuz olarak seven bir annen ve baban olacak hep. Şimdiden söz veriyorum, seni hep dinleyeceğim. Öyle masal dinler gibi formalite icabı değil ama, konuşmasan da dinleyeceğim. Şöyle diyeyim ya da, seni duymamı istediğinde duyacağım oğlum. Söz.


Kaya Egemen Look Book-8


Kaya'nın Emekleme Masterı


Yolcudur Abbas

Bağlasak durmuyor, evet. Bir büyük boy araba koltuğuna terfi ettik. Artık yüzü öne dönük seyahat ediyor Kaya. Hani belki dedik bu koltuğu daha çok sever, daha konforlu, daha sağlam, etraf görünüyor, muhabbete katılabiliyor filan. Ama yok. Uzun mesafelerde hala huzursuz oluyor. Bazen düşünüyorum, iyi ki İstanbul'da yaşamıyoruz. O trafikte ne halt edecektik yoksa?



Sabah 5.30-6.00 İyiydi Be


Oğlanın yeni bir alışkanlığı oldu. Bazen, sabah 4.00-4.30 arası uyanacağı tutuyor. Öyle uyanıp, mırmır yapıp geri uyumaktan filan bahsetmiyorum, bayağı uyanıyor. Artık ayağa da kalkabiliyor ya, ben monitörden sesini duyup yanına gittiğimde yatakta ayağa kalkmış zıplıyor oluyor. Daha güneş bile doğmamışken. E, o saatte bahçeye yürüyüşe filan da çıkılmaz. Zaten Bora da ben de ayılamıyoruz bile. Yatağa, aramıza koyuyoruz sıpayı, orada kaldığı yerden zıplamaya devam ediyor. Çığlık çığlığa hem de.


Fırat

Bu şortu giydirince aklımıza geldi.




Makarna

Kendi kendine yeme denemeleri süratle devam ediyor. Kavun, karpuz, şeftali, çekirdeği-kabuğu ayıklanmış domates, peynir, pirinç patlakları tamam. Makarna da verebilirsiniz demişti doktorumuz, bir deneyelim dedim. Fakat eline her geçeni ağzına atmaya meyleden oğlan çocuğu, makarnaya oyuncak muamelesi yaptı-ki bütün oyuncakları emilmiş ve kemirilmiş olmasına rağmen, bunun tadına bakmayı denemedi bile. Aksine, mama sandalyesinde otururken bütün oyuncaklarına yaptığı muameleyi yaptı; birer birer aşağı attı. Makarnayı da biraz ertelememiz gerekecek galiba.





Bavyeralı


Bu hasır şapkayı babaannesi almış Kaya'ya. Bir de tüyü olsa tam Bavyeralı olacak bizimki.


Lo&Loud Bebesi

Annemler 3 Ağustos-5 Eylül arası yoklar, Gamze'yi Vancouver'dan Boston'a taşıyorlar. Onların yokluğunda biz de Meral Anne ile bol bol geziyoruz. Niye daha önce bunu yapmadıysak? En çok Tunalı'ya gidiyoruz. Hem yürüyüş yapıyoruz, hem de sonrasında oturup Lo&Loud'da keyif yapıyoruz.

Buradan animasyon ücreti talep ediyorum, yetkilliler sesimizi duysun! Şaka bir yana, burası Kaya ile en çok gittiğimiz cafe çünkü en çok burada mutlu oluyor. Sanırım bunda biraz buradaki herkesin kendisini çok sevmesi ve ilgilenmesinin de payı var. Herkes adını biliyor. Giderken bütün garsonlara el sallıyor. Yan masalara sataşmaya bayılıyor bir de. Aslında bunu her gittiğimiz yerde yapıyor ama buranın müşteri kitlesi Kaya'ya daha çok hitap ediyor galiba. Gülümsemelerine ve zevk çığlıklarına gülerek karşılık veriyor insanlar, daha hiç başka türlüsüne rastlamadık burada. Hatta geçenlerde yan masamızda ağlayan bir kız vardı, korktum Kaya rahatsız edecek diye. Çünkü inatla o masaya saldırıyor, elindeki kurabiyeyi kıza vermeye çalışıyordu. Sonunda kız ağlamayı bırakıp Kaya'yla oynamaya başladı... Toplum hizmeti de veriyoruz yani. :)

Ha bir de dondurma var tabi. Dondurmaya bayılıyor.









Gitti Oğlan!


Her şey ODTÜ'deki deneylerden sonra oldu. Deneyden çıkınca dedik gidip birşeyler yiyelim ODTÜ'de.  Kaya bu hanımı taa uzaktan tespit etti ve gözüne kestirdi. Daha bize yaklaşırken türlü şaklabanlıklar yaptı, gülücükler attı, kadıncağız da dayanamadı geldi yanımıza Kaya'yı sevmeye. Fakat Kaya bırakmadı kadını, atladı kucağına! Yaklaşık 20 dakika boyunca bu kadın Kaya'yla ilgilendi, biz de rahat rahat yemeklerimiz yedik. Asıl bir de birbirlerinden ayrılma anını görmek lazımdı.


Bilim Bebeği Kaya


ODTÜ Bebek Araştırmaları Merkezi'nin bebeklerde dil gelişimiyle ilgili bir araştırması var, ona katıldık Kaya ile. Bir odaya giriliyor, 5'er dakika süren 3 farklı deney yapılıyor. Hepsinde de bebek annenin kucağında oturuyor ama annenin müdahelesi istenmiyor. Konuşmak, yorum yapmak, çocuğu bakması istenilen yöne çevirmek yok. Biz çok eğlendik hem de çok hoşumuza gitti Kaya'nın şimdiden bilime katkısı olması. Bilim Bebeği sertifikası oldu tatlı oğlumuzun.


Kemirgen


Lahana


“Bu sıcakta kat kat bu ne hal?” demeyin. Sabahın köründe hava bayağı bir soğuk oluyor. Bu yürüyüş yolunda her sabah Kaya ile selamlaşan amcalar, teyzeler oluyor.


Geveze


Uyku Emareleri


En sevdiğim durumlardan biri bu, üzerime yığılıveriyor. Kafasını göğsüme yaslıyor, sessizleşiyor, sağ elinin baş parmağı ağzına gidiyor, sol eliyle de beni mıcıklıyor.