Şen Kahkahalar Çocuklar sevildiklerini anlıyorlar. Şimdiden her gülümsemeye gülerek cevap veriyor. Hem de öyle yalandan gülmek değil.
Ben Aslında... Ben aslında çocukları pek sevmezdim, yakın arkadaşlarımızın çocukları hariç. Çocuklar beni ilk gördüklerinde ağlamadılarsa, sonraki görüşmelerde birbirimizden soğumayı başarırdık. Yine arkadaş çocukları hariç. Çocuklarla nasıl iletişim kurulacağını pek bilmezdim ben. Bu bahsi geçen arkadaş çocukları benden daha geçimli ve girişken oldukları için (durup dururken elimi tutmak, boynuma atlamak ya da oyuncaklarını elime tutuşturmak gibi) ve anne-babaları ilişkimize yardımcı oldukları için onlarla haşır neşir olabildim, o da ayrı. Şöyle tarif edeyim; tatile gidilecekse, seyahat acentasına otelin çocuklu aileler tarafından tercih edilip edilmediği mutlaka sorulur, cevap evetse başka otel seçilir. Plaja gidildiğinde, yan şezlongların civarında bebek arabası, kova-kürek-oyuncak ıvır zıvır tespit edilirse, plajın mümkün mertebe en uzak köşesinde konuşlanılır. Uçağa en son binilip, koltuk civarında ağlayan bebek, çocuk görülürse hemen daha giriş kapısındayken boş koltuklar taranır, boş koltuğa geçilemezse yol boyunca söylenilip, hayata küsülür. Yemek yediğimiz restoranda, yan masadaki azman çocuklu aileden uzaklaşabileceğimiz boş masa olmadığından yemeği filan bırakıp restoran terketmişliğim, oturduğum kafede gülerek bana doğru koşarak gelen bebeleri "git annenin-babanın yanında oyna hadi bakiim" diye kovalamışlığım var. Şimdi, durum bu minvalde iken, Kaya ile herşey değişti. Tamam, itiraf ediyorum bazı çocukları hala sevmiyorum ama vallahi sevmiyorum derken içim burkuluyor. Sevmemek değilmiş o, başka birşeymiş. Çocuklar kendi kendilerine o hale gelmiyorlar çünkü, çocukları kötü yapan şartlar var maalesef... Tepkilerim daha çok şöyle olmaya başladı "Yazııııııık, niye ağlıyo acaba ne derdi var?" ya da "Yazıııık, bu çocuğa evde n'aapıyolar, sevmiyolar mı acaba" gibi... Artık haberleri seyredemiyorum ya hani, o haberlerde çocuk filan görürsem iyice fena oluyorum. Çocuklarla ilgili gazete haberlerinin sadece başlığını okumuşken ağlamaya başlayabiliyorum. Şu anda bambaşka bir kafam, çocuklar ve bebeklerle ilgili bambaşka bir algım var. Bütün çocuklar bozulmadan, ruhları zarar görmeden, büyüdüklerinde iyi insanlar olabilmeyi hak ediyorlar. Bütün çocuklar çok sevilsin ve iyi olsunlar.
Koza
Muhteşem Aile Fotoğrafı Oğlum, işte ailen özünde bu insanlardan oluşuyor. İç güzelliğimiz dışımıza yansımış. Bakalım sen hangimizin hangi özelliklerini alacaksın. Annem "Üçünüzün beraber doğru dürüst resmi yok, bir oturun şuraya da üçünüzü çekeyim" diyor. Sonra, cep telefonunun küçücük ekranında Bora'nın yüzünde olup bitenleri seçemediğinden bana dönüp "Bak çocuk kırk yılda bir ne güzel poz vermiş, sen ne biçim yapmışsın suratını aşk olsun" diyor...
Elele Üçümüzün elleri yanyana. Kaya'nın küçücük yumuşacık elleri yanında bizimkiler ne kadar kaba ve hantal kalıyor. Oğlandan öğrenecek çok şeyimiz var daha.
Uyusun da Büyüsün... Yine uyku. Kaya'yı kucakta tutmayı en sevdiğim zamanlardan biri. O kadar hafifliyor ve yumuşacık oluyor ki uyurken... Hele her sabahki kanguru ritüelimizden sonra, "infant insert" denen şeyin içinde lokum gibi kalakalmasına bayılıyorum. Hamur gibi oluyor.
Amca Sakal İyi Olmuş Yaa, Böyle Kalsın. Amca, son gördüğümden beri değişmişsin vallahi, her gördüğümde şaşırıyorum. Gel sen beni dinle, bu saç sakal filan süper oldu.
Buyrun, Kime Bakmıştınız?
5 Ocak 2013 Cumartesi
Kaya Havada 1 - Oğlum orada havalar nasıl? Uçan bebe Kaya, havadan hafif. Herşeyin üzerinden süzülerek geçebilir oğlum. Yukarıdan seyreder herşeyi... Hani küçükken gördüğümüz ama büyüdükçe görme yeteneğini kaybettiğimiz uçma rüyaları gibi. Çok tanıdık, gerçek, muhteşem bir his ama artık çok uzak. Ne kadar çok isterdim çocukluğumdaki kadar sık rüyamda uçtuğumu görmeyi. Umarım Kaya, uzuuuuuun bir süre boyunca görür uçtuğu rüyaları. Çocuk olmanın en güzel ayrıntılarından biri... Bora bu fotoğraflardan oluşan bir seri yapmak niyetinde. Bakalım nasıl olacak.
Teyze Kucağı Gamze Kaya'yı (aynı zamanda bir bebeği) ilk defa kucağına alıyor. Kıkırdayarak ve ağırlığına şaşırarak.
Muzo ve Kaya Muzo'nun yeni hareketi Kaya kucağımdayken gelip kendini sevdirmek, bir yandan da Kaya'ya sürtünmek. Büyük kardeş olarak hala sevildiğini bilmek istiyor bir yandan da Kaya'ya birşey yapmayacağını göstermek. Sabah uyku sersemiyken yanaşıyor bize... İkisinin iletişim kapasiteleri birbirine yaklaştı bu aralar. Muzo hala önde. İsteklerini ifade edebilme, istemediği durumlardan uzaklaşma ya da karşılık verme konusunda Muzo hala daha usta. Kaya'nın ileriye geçmesine kısa bir süre daha var ama yine de, Kaya'nın gülümsemesi bambaşka. Muhtemelen de en güçlü ve can alıcı iletişim yöntemi bu.
Al Yanakla Sızıp Kalmak
Dev Yastık Üzerinde Gülerken
Sabah Sefası Bu fotoğrafın sol üst köşesinde Muzo vardı aslında ve böylece bütün aile bir karedeydik. Ancak fotoğraf çekilene kadar kendisi kaçtı, geriye biz kaldık.
Baba Mola Vermiş Sabahki duş aralarından biri. Bizim tosuncuk babasından daha uyanık görünüyor.