Suffolk Ayısı
11 Mart 2014 Salı
Kremler
Sonunda bu anı belgeledik. Kaya'nın en sevdiği
aktivitelerden biri krem sürmek. Hayali krem. Herşey de krem olabilir üstelik.
Eline geçen kapağı dödürülerek çevrilen herhangi birşeyi eline alıp, parmağını
ucuna değdirip sonra kendine, hatta istersek bize de sürüyor. En büyük
ikramlarından biri de yine krem sürmek. Birine krem sürüyorsa, araları olmuş
demektir. Aynı şekilde, biz elimize geçirdiğimiz birşeyi “Aaa, Kaya bak bu
kremmiş” diye kendine verirsek de yine hemen alıp sürünmeye başlıyor. Süslü
oğlum benim.
Işınla Bizi Scotty!
Oğlum bazen öyle hallerin, öyle bakışların
oluyor ki, “hah” diyorum, “büyük adam olsaydı da ancak böyle olurdu”. Saçlarını
da kestik (2 günde bu şekli alabildi saçların, kahküller ve arkalar ayrı ayrı
ve günün farklı saatlerinde kesilmek suretiyle) tam oğlan çocuk oldun şimdi.
Yani gözümde canlandırmaya çalışsam, 20'li hatta 30'lu yaşlarında nasıl
olacaksın diye; yine gözümün önüne bu ifade geliyor be oğlum. Şöyle bir
geleceğe gidip gelsek, nasılsın, iyi misin diye sonra geri dönsek olmaz mı ki?
En Sevgili Matara
Merhaba Dünyalı Biz Dostuz
Biliyor musun Kayacım, -lafa bak tabii ki
biliyorsun- insanların gözleri kalplerine açılan kapılar gibidir. Bazen, çok
sevdiğin birinin gözlerine bakınca kendini görürsün, bazen bütün dünyayı, bazen
hiç bilmediğin başka diyarları. Sonra bizim yaptığımız gibi tıpkı, gözlerini
bildiğin insanların neler düşündüğünü, hissettiğini anlayabilirsin hiç
konuşmadan.
Oyun
Bu oyun işi ebeveynler için büyük imtihanmış.
Çocuk kuzu kuzu, serbest serbest oyun oynarken “o öyle değil böyle, onu bırak
bunu al bak bu daha güzel” deyip elindekini almamak ya da “bak şimdi bununla
böyle oynanır” dememek için kendimizi tutmamız gerekiyor ki çocuğun güzelim
oyununu sabote etmeyelim, oyundan soğutmayalım. Garip bir görev bilinciyle, her
dakika çocuğa birşeyler öğretmeye çalışan didaktik “öğretmen” ebeveynlerden
hoşlanmıyorum ben. Oyun Kaya'nın güvenli özgürlük alanı, hayal dünyası,
kişiliği öyle gelişecek. Öğrenmek oyunun bir sonucu zaten, başında birşeyler
anlatıp durmasam da illa ki öğrenecek.
Acayip Bir Kuğulu Park Macerası
Bu noktaya nasıl geldik? Geri saralım: Kaya'nın
1 yaş testlerinde demir eksikliği olduğu ortaya çıktı. Hiç kullanmadığımız
demir damlalarını kullanmaya, demir emilimiyle ilgili olarak yediklerine çok
dikkat etmeye başladık. (Dünya henüz bir toz bulutuydu.) Bütün bunları yapıp 15
aylık oolduğunda testi yenilememiz ve durumlarda ilerleme var mı, endişelenecek
bir durum var mı görmemiz gerekiyordu. Bu küçücük testi bile beklemek benim
için bir zulüm oldu. Kan alınması 3 kişinin çocuğu kaba kuvvetle zaptettiği,
birinin de koluna iğneyi sokuşturduğu bir işlem çünkü ve oğlana yeniden aynı
şeyleri yaşatmayı hiç istemiyordum. (Bu noktada da, çocukları daha önemli
sağlık sorunları yaşayan anneler için çok çok üzüldüm. Günlerini ne olacağını
bilmeden küçük kuzularıyla hastanelerde geçiren ailelere sabır, huzur ve iyi
sonuçlar diliyorum. Bütün çocuklar iyi olsun) Neyse. O gün geldi haliyle. Kaya
mekanı görünce önce bi huylanıp mızıldandı, sonra da ortaya bırakılan şeker
kavanozundan şeker çıkarıp bekleyenlere dağıtmaya girişti. Pür neşe, hemşirenin
bizi çağıran sesiyle sonlandı ve evet, yine aynı şeyler yaşandı. Kıyamet koptu,
bizim gözlerimiz doldu. Kaya'nın kolunu kurtarır kurtarmaz dışarı attık
kendimizi.
Düzen Laboratuvarları Kuğulupark'ın dibi. İyi
ki. O gün güneşli bir gündü ve parkta bir sürü çocuk vardı iyi ki. Mahsun oğlan
çocuğu, kaydırakları görünce, ağlaması durdu. Kendini oyuna verdi. Bizim de
neşemiz yerine geldi.
Süpermarket Günlükleri
Şehir bebesi Kaya, market alışverişini çok
seviyor. Market arabasında yayılma kısmından, eve dönüşte poşetleri boşaltıp
yerleştirme kısmına kadar her aşamada bizimle ve pek memnun. Gönül isterdi ki,
bostanımızdaki sebzeleri toplarken memnun olsun markette raftan seçerken değil
ama şunu unutmamak lazım; önemli olan öyle ya da böyle memnun olabiliyor
olması. Kaya ve yanakları, mutlu bir yapıya sahipler ve bu bir lütuf.
Eller ve Ayaklar Uykuda
Uykunun her halini her dakikasını zihnime
kazımak istiyorum, keşke mümkün olsa. Nefes alıp verişini, dudaklarının kenarlarındaki
kıvrımları, ara ara uykuda gülmeni, iç geçirmeni... Uyku hali, bir nevi seyehat
hali. En tatlı rüyalar senin olsun oğlum, en tatlı rüya ülkesi seninki olsun.
Diş Fırçası
Bir Başka Park
Parklar ve Bahçeler Genel Müdürlüğü
Oğlum, doğduğundan beri kar, kış, kıyamet
demedik, bahçeye çıktık. Şanslıyız, oyun oynayabiliyorsun bahçede ve umarım
büyüyünce de bahçede oynamayı seversin. Kış günleri, fazla sosyalleşme
ihtimalin olmuyor çünkü nedendir bilinmez, sitemizde bir sürü bebek ve çocuk
olmasına rağmen, kışın kimse dışarı çıkmıyor. Ama kediler var, otlar böcekler
var, güneş var, rüzgar var, bahçede unutulan pörsümüş toplar var, kurumuş
yapraklar, ağaç kabukları var, çiçekler var... Senin ilgini çekebilecek, küçük
parmaklarınnın arasına ustalıkla kıstırabileceğin milyonlarca şey var. Sırf
yanaklarının nasıl al al olduğunu görmek için bile seni bahçeye çıkarmaya değer
Kayacığım.
Bu arada not düşeyim, çocuk parkında en
sevdiğin şey kaydıraktan kaymak, ikinci de sallanmak. Defalarca kez üstüste
sıkılmadan kayabilirsin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















