25 Nisan 2013 Perşembe


Makam Masası

Kaya ile beraber her şey büyüyor. Yüksek olan yatağı, bir basamak alta taşındı, araba koltuğu değişti, kıyafetleri sürekli değişiyor. Majör değişikliklerden biri de bu. Müdür Bey'in artık kendi masası var ve yerini de dolduruyor hani...




Oyun Parkı

Artık oturabiliyor, haydi bir deneyelim dedik. İyi ki de denemişiz, çok hoşuna gitti oyun parkında kendi kendine oturmak.



Havuç ve Dişler

Ek besinle imtihanımız havuç püresiyle devam ediyor. Yoğurt ve havuç püresi. Yoğurtta sorun yok da havuç biraz sıkıntılı bir konu. Şikeye başvurmak ve iğrenç karışımlar yaratmak zorunda kalıyorum. Misal; elmalı yoğurtla karışık havuç püresi. Tadına baktım, olacak iş değil. 




23 Nisan



En Sevdiği Oyuncaklardan Biri




Sessiz Sinema

Film, iki kelime...




“Oturabiliyorum, Öyleyse Hep Oturayım!”

Yaşlanana kadar bunun türevleriyle devam edeceğiz galiba. Başka hiçbir nedene ihtiyaç duymadan, sırf yapabiliyor diye yapmak isteyecek bazı şeyleri. Koşmayı öğrendiğinde, sürekli koşarak gezen bir çocuğu vardı arkadaşlarımızdan birinin. Aslında bence çok güzel bir şey bu, kötü alışkanlıklar için kullanılmadığı sürece. Gülebildiği için hep gülsün, mutlu olabildiği için hep mutlu olsun, sevebildiği için sevmek istesin hep.



Yoğurtlu Baba



Babaannenin Balkonu
  

Yüzüstü




Diş Çilesi

Alttaki iki diş tamam, şimdi sıra üsttekilere geldi. Sürekli bir ısırma, bir kemirme durumları. Dişin acısını bizden çıkarmalar, bir ağlayıp bir gülmeler... Isırdığı yerde dişlerinin izi kalıyor uzunca bir süre. Bayağı acıtıyor, öyle şakacıktan filan değil. Kuzu oğlanın canını yakıyor bu dişler.





Dede ve Kara Kız ile Gezme



Rap mi, Hip-Hop mu?

Bir müzik kariyeri olacak gibi sanki. İmaj çalışmalarına şimdiden başladık.



Pijama Partisi

Doğumun ilk günlerinden kalma sabahları yatak keyfi alışkanlığımız devam ediyor. Günün en sevdiğim zamanlarından biri bu. 


Doğumundan beri yatma alışkanlığını değiştirmeyen bir başkası daha var evde, o da Muzo. Evimize adım attığından beri, kristal tabak içinde uyuyor.




Ayaklar

Baharın gelişiyle ısınan havalar en çok ayakları ve hayranlarını sevindirdi. Büyüyen ve pofuduklaşan beyaz ayaklar güneş yüzü görsünler biraz...


6 Nisan 2013 Cumartesi


Kırmızı Başlıklı Oğlan

"Gözlerinin içi gülmek" tabirini bir bebeğe bakarken uydurmuş olmaları kuvvetle muhtemel.






Bahar

Sonunda havalar ısındı. Artık bahçeye çıkarken kat kat giyinmek zorunda kalmayan Kaya, halinden çok memnun. İnsanın güneşli günlerde daha mutlu olması taa bebeklik dönemlerine denk geliyor bu arada. Kaya, istisnai durumlar hariç her gün bahçede geziyor ve en çok güneşli günlerde neşeli oluyor.



Deh!

Bu sabah (6 Nisan) ilk defa Bora Kaya'yı omuzlarına aldı. Büyük olay oldu. Özellikle aynanın karşısında omuza alındığında çılgına dönüyor bizimki. Bir kahkahalar, bir çırpınmalar...



Ek Besinle İmtihanımız

Kaya'nın mama macerası umduğumuzdan iyi şimdilik. Daha doğrusu, ben epey bir boğuşmaya hazırlamıştım kendimi. Boğuşmuyoruz. Ama boğuşmamak tükürmeye engel değil tabi. Bu durumda kullandığımız silikon kaşığın etkisi büyük. Çünkü Kaya'nın asıl derdi, kaşığı ağzına tıkıp kemirmek. Kaşığın peşine düşerken ya benim elimi ya da kaşığı çekiştiriyor. O sırada kazara ağzına girenleri yutuyor. 






Kaya Havada-5



Kaya Egemen Look Book 5, 6




Motion Blur

Bu resme bakınca, zamanın ne kadar da hızlı geçtiği geldi aklıma. Ben zamanın kıymetini yeni anlıyorum; Kaya'dan sonra. Her anın tadını çıkarmaya çalışıyorum, bir kere yaşanacaklar çünkü. O kadar hızlı büyüyor ve bir günde o kadar çok şey değişiyor ki, böyle düşünmemek çok yazık olur. Günlük olaylara sinirlenmemek, üzülmemek için telkinde bulunuyorum kendime. Oğlumla geçirebileceğim güzel zamanlardan çalmamalıyım.

Hayat bunlara vakit ayıramayacak kısa; zaman da çok değerli. 



Diş Kaşıma

Dişler erken geldi biraz. Gelirken de bol salyayla geldiler. Ve de korkunç bir diş kaşıma isteğiyle. Ağzına tıkacak ve kemirecek birşey bulamadığında dilini kemiriyor oğlan.




Sabah Mesaisi

İşbu fotoğraflar, sabah 8.30 sularında ben yatakta nakavt vaziyetindeyken çekildi. Kaya Bey, Sabah 5'te uyanıp, sonra da uyumamayı tercih edince, oğlanı Bora'ya devredip 1 saatliğine bayıldım. Bora da uyutma niyetiyle götürmüştü oğlanı ama ben uyandığımda hala cin gibiydi Kaya.





Cefakar Sophie


"Punk"çu