22 Temmuz 2013 Pazartesi

Kaya Oyun Parkında



Sambacı Kaya

Oğlan her şeyin içinden Latin müziğini seçti. Artık kısmet. Bu cinslerin dans etmelerini de çok tuhaf buluyorum ben. Kendi kendilerine öğreniyorlar. Öğreniyorlar denmez ona, dansediveriyorlar birden. Hiç kimseden görmeden. Bu da var bunların fabrika ayarlarında. Ritim tutup dansetmeye, el çırpmaya başlıyor bizimki müzik duyduğunda. En çok da bu oynak türlere tepki veriyor. Tamay anlattı bugün, onların oğlan da havuç rendelerken dansediyormuş. Şahaneler gerçekten.


Uygundur

Kaya tutunarak ayakta durabileceği yerleri teftişte. Koltuk arkaları en sevdiği mekanlardan.


Bir Koltukta İki Karpuz

Bu fotoğrafı uzaktan çekmek zorunda kaldım çünkü yaklaşınca şaşkın Muzo heyecana kapılıp ayaklanıveriyor ve bu sahneleri kaçırıyoruz genelde. Yakından göremeyenler için tarif şöyle: Bora sırtüstü yatıyor. Kaya göbeğinde oturuyor. Muzo da poposunu Kaya'ya dayamış Bora'nın göğsünde yatıyor. Kaya bir yandan Muzo'ya “çap-çap” yapmak suretiyle tüylerini yoluyor. Muzo oralı olmuyor fakat son anda beni farkedip kafasını bana doğru çeviriyor.


Oyun Parkı Upgrade

Yağmur'un eski oyun parkı, bizim yeni gözdemiz.


Mapısağne

Banyo sonrası. Artık kendi yatağına bırakılınca mızmızlanmıyor aksine, tutunup ayağa kalkmayı çok seviyor.


Balkonun Resmi Açılışı

Bütün kış boyunca hatta bir kaç hafta öncesine kadar, TOKİ Kedi Konutları ve mama kaplarıyla tamamen kedilere tahsis edilmiş olan balkonumuz, kedi bebelerin sütten kesilip iyice semirmeleri ve yan komşumuzun da kendilerini beslemeye başlamasıyla, eski balkon günlerine geri döndü. Mama kapları komşunun ve bizim aynı anda daha kolay ulaşabileceğimiz balkon aralarına, evler kışın piyasaya çıkmak üzere depoya taşındı. Yavruların ikisi ve yetişkin dişilerden biri sahiplenildi, mahallenin sapığı ve civardaki her yavrunun babası maganda kedi kısırlaştırıldı. Kaya balkona çıktı. Herkesin keyfi yerinde.






Tatil Kandırmacası

Hava çok sıcak, tam tatil sezonu ve bizim tatile çıkmayı en sevmediğimiz sezon. Dedik bari kendimizi kandıralım.


Renkli Dede-Torun.


Yorgan

Bu da iyi bir fotoğraf evet ama yanıltıcı olmasın, bu görüntüyü sadece bir kez elde edebildik. “Rahat rahat dolaşsın çocuk” felsefesiyle oyun parkından çıkarıp yere indirdiğimiz Kaya, bu durumdan niyeyse hiç memnun olmadı. Nedenini anlamak mümkün değil. Bahçede çimenlerde oturmayı seviyor ama evde yere konulunca mızıldanıyor. Oyun parkında sorun yok, bizim yatakta da sorun yok. Hatta yere basmakta hiç sorun yok ama oturmak ı-ıh.


Piknik

Sabah 6 seanslarında bir yenilik daha.


Bebekler Atlet Giydiğinde Zonta Olmuyorlarmış.


Bu Masadakileri de Yiyebileceğin Günler Gelecek.

Şimdilik labne-yumurta-pekmez yedikleri arasında insan yemeğine en yakın olanları.


Doğum Günü Babası

Aslında niyetimiz Bora'nın doğum gününde Kaya uyuduktan sonra yemeğe çıkmaktı. Fakat direneceği tuttu oğlanın, evdeki hesap çarşıya uymadı. (#direnkaya) (çarşı her şeye karşı) Biz de dedik ki bari evde hep beraber yemek yiyelim. Çin yemeği ve şarap. Bizim 20.30 haydi bilemedin en geç 21.30'da uyuyan oğlumuz, tam 23.30'da uyudu. Herhalde bugün tarihimizde, Bora'nın babalığını iliklerinde hissettiği günlerden biri olarak yer alacak.


Kaya Egemen Look Book-7


İş Yemeği


Başarısız Karpuz Kemirme Denemeleri

Farkındayım fotoğraf gayet iyi görünüyor ama aslında olaylar şöyle gelişiyor: Kaya çığrından çıkmış bir şekilde karpuzu emiyor-tadını çok seviyor. Ama olur da ağzına minicik parçalar gelirse ya da kendisi tutup koca bir parça koparacak olursa anında öğürmeye başlıyor. Annemin tabiriyle zavallı çocuk boğuluyor. Kır gönlümün zincirini acıların bacısı küçük Kaya oluveriyor birden. Önüne küçücük parçalar koyduğumuzda da sonuç aynı. Tembel Teneke bir süre daha çiğneme-yutma refleksini askıya aldı.


Akşamüstü Yürüyüşleri

Benim işler hararetleniyor bazen, Kaya'yla evden çalışmak da zor oluyor bayağı, ilk zamanlardaki gibi değil. Artık daha az uyuyor ve uyanık olduğu zamanlarda daha çok ilgi istiyor. Bebekler aktivite manyağıymış, bir de bunu öğrendik. Dolayısıyla çoğu zaman, sabah yaptığımız yürüyüşler akşamüstü saatlerine kayıyor. Daha da iyi oluyor aslında, hava daha tatlı oluyor. Kaya da daha pandispanya.


Daha doğrusu ağırlaşıyor mu desem nasıl tarif etsem bilemedim. Doğumundan beri olan bir şey bu aslında, bazen büyük adam gibi bakıyor. Her şeyi yalayıp yutmuş, öğrenmiş bitirmiş gibi. Fabrika ayarlarında evrenin bilgisi varmış gibi. “Gel bana da öğret” diyesi geliyor insanın.




İletişim Becerileri-101

Kaya “yan masadan” çocuklarla kaynaşıyor. Bebelerin birbirleriyle karşılaştıkları andaki halleri gerçekten muhteşem oluyor. Bu bir araştırma konusu olabilir. Ya da National Geographic Wild belgeseli...



İlk El Çırpma

İlk el çırpma da, gürültücü oyuncak sayesinde oldu, ne diyebilirim ki. Güzel oyuncak yapmışlar ama büyükleri düşünmeden. Bittabi.


Cefakar Zürafa Sophie'nin Bet Sesine Razıyız, Geri Dön Sophie.

Ciyaklayan Sophie bizi epey bir bezdirmişti evet ama son zamanlarda pabucu dama atıldı. Daha renkli ve daha gürültülü bir oyuncak tarafından... Bir yandan Kaya bu oyuncağı çok sevdiği ve zevkten dört köşe olduğu için biz de memnun oluyoruz ama diğer yandan da oyun süresi uzadığında gerçekten tahammülü zor bir oyuncak. Ela ve Colin'in Kaya doğduğunda Bora'ya attıkları mesajı düşünüp gülüyorum her seferinde: “Tebrik ederiz, 5 yıl sonra görüşürüz” Evet bu da onların hediyesi...


Çocukları Tokuşturma Seansları

Elif ve mini bebe Betigül'le buluşuyoruz. Bebeler hallerinden memnun. Beti'nin elbiseleri şahane. Bizimki pek bir mest oluyor doğrusu. Birbirlerinin kafasını-ayağını dürtüp kıyafetlerini çekiştirdikleri sırada fotoğraf çekmeyi akıl edememişiz ama bunlar da yeterli bilgi içeriyor bence. İki buluşmanın ikisi de pek bir huzurlu geçiyor. Eski arkadaşların aynı zamanlarda yavrulaması güzel bir şey. Deniz, Mila, Güneş ve Nar eksik.

Bir de şu var: İnsan çocuğu olduktan sonra idrak ediyor niye çocuklu insanların daha çok kendileri gibi çocuklularla daha sık görüştüğünü. Birbirinin halinden anlama durumu var çünkü. Uykusuzluk çeken, bezden taşan kakayla uğraşan, diş çıkaran, sebepsiz yere sıkılan/ağlayan/tepinen ve koşulsuz sevilen bebeden karşı tarafta da var. Buluşmadan erken ayrıldığında ya da sohbet ederken koltukta sızdığında sorun olmuyor. Hatta erken ayrılmanın ne kadar ince bir davranış olduğunu idrak ediyor insan. Otomatikman daha düşünceli insanlar haline geliyorsun.


Bir nevi kulüpmüş yani bu çocukluluk durumu.




“Çiçekleri Severim, Özellikle de Küçük Olanları...”

“Ya da, küçük şeyleri severim, özellikle de mini minicik olanları. Onları baş ve işaret parmakları arasında nazikçe tutmak en büyük zevklerimden biridir.”


Babalar Günü Kahvaltısı

Bu da Bora'nın ilk babalar günü. Kaya yine çok keyifli.


Bir Akşam Yemeği Macerası

Normalde Kaya 20:00-20:30 arası uyuyor. Ama bazen de uykuya direnerek dikiliveriyor. Özellikle de etrafta bir aksiyon, eğlence varsa... Bu da o günlerden biri. Tolga Ankara'da ve akşam yemeğine çıkıyoruz. Oğlanın pili de tam yemek sonunda bitiyor. Araba koltuğuna koyduğumuz sırada uyanık olan oğlan çocuğu, kafamızı çevirdiğimiz sırada yanaklarını sarkıtarak uyuyakalıyor.



Ah Ne Komiksiniz!


“Şu car car konuşmalarınıza çok gülüyorum!”