2 Eylül 2014 Salı

İstanbul Sırıtması

Bu fotoğrafa bayılıyorum. Tam çocuksun işte, çocuk dediğin böyle bir şey. Neşeli, mutlu ve huzurlusun. Hemen gülüveriyorsun. Uyandığında beni çağırırken bağırmıyorsun bile; biliyorsun ki çağırdığın anda sen sesini yükseltmeden ben zaten geleceğim. Oyunlara bayılıyorsun, başka çocuklara da öyle. Sevildiğini hemen anlıyorsun ve çok da güzel seviyorsun. Yanaklarımı küçücük iki avucunun içine alıp, gözlerime bakarak incecik sesinle birşeyler geveliyorsun; burnunu burnuma sürtüyorsun. Her sabah biz işe giderken babanla bana sarılıp “gucu-gucu” yapıyorsun, arkamızdan el sallayıp, öpücük yolluyorsun. Kapı kapandıktan sonra, gülerek oyuna koşan sesini duyuyoruz dışarıdan.

Umarım oğlum, hep içihuzuruyla yaşarsın. Umarım hep ama hep seni her koşulda sevdiğimi bilirsin. Çok dikkat ediyorum şimdiden sana vicdan azabı yaratacak sözler söylememeye, sana suçluluk duygusu hissettirmemeye. Sana hiç “beni üzme”, “gitme, sensiz ne yaparım” ve  benzerlerini demiyorum ve ihtiyaç da hissetmiyorum. Hiç sanmıyorum ama olur da sen büyüdükçe zaman içinde bunu unutursam; sen bana hatırlat. Sen büyürken, ben senin bir birey ve benim projem olmadığını unutma gafletinde bulunursam, bu yazıyı suratıma suratıma çarp. “Aylavyuezayem” oğlum, “olveysendforevır”.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder